tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
Sanma ki; yaptıkları kötülüklerle sevinen ve yapmadıkları iyiliklerle övülmekten hoşlanan kimseler, azâbtan kurtulurlar. Onlar için elem verici bir azâb vardır.
(Al-i İmran, 3/188)
Hadîs-i Şeriflerden
Sağılan süt nasıl memeye tekrar girmezse, Ellah korkusundan ağlayan bir kimse de Cehennem’e girmez. Bir kimsenin üzerinde Ellah yolundaki cihadın tozu ile Cehennem dumanı birleşmez.
(Tirmizi, Fedailu'l-cihad, 8)
Dualardan
Yâ İlâhenâ! Afv edicisin, afvı seversin. Bizleri ve bütün geçmişlerimizi ve hayâtta bulunan umûm dîn kardeşlerimizi afv u mağfiret buyur.
(Hacı Hulusi Bey)
Vecîze
"Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş: "Ben ve benden evvel gelen peygamberlerin en ziyade faziletli ve kıymetli Sözleri, "Lâ ilahe illallah" kelâmıdır."
Şuâlar
KUR’AN NEYİ TA’LİM EDER?

KUR’AN NEYİ TA’LİM EDER?

03.09.2021

 

اَلرَّحْمٰنُ  عَلَّمَ الْقُرْاٰنَ

“Rahman, Kur’an’ı ta’lim etti.”[1]

Rahman-ı Zülcemal, insana Kur’an’ı ta’lim etti.  Kur’an ise, başta tevhid ve haşr-i cismani olmak üzere sair erkan-ı imaniyeyi ve esasat-ı İslamiyeyi, kâinatın esma-i İlahiyeye nasıl ayine olduğunu, tılsım-ı kâinat ve muammay-ı hilkat-i âlem olan “Kâinat ve insan nedir, nereden gelip nereye gidiyor, vazifesi nedir?” suallerinin cevabını, insanları dünya ve ahiret saadetine sevkeden ve hukukullah ve hukuk-u ibadı tazammun eden ahkam-ı İlahiyeyi ta’lim buyurmaktadır.

Sual: Bütün semavi kitablar içerisinde Kur’an’ın vech-i tahsisinin hikmeti nedir?

Elcevab: Çünkü tılsım-ı kâinatı ve muammay-ı hilkat-i âlemi en mükemmel bir surette hal ve keşfeden, başta tevhid ve haşr-i cismani olmak üzere erkan-ı imaniye ve esasat-ı İslamiyeyi mufassalan ders veren, daire-i rububiyetin kemalât ve şuunatını ve daire-i ubudiyetin vezaif ve ahvalini ta’lim eden, ubudiyet-i kamileyi tarif eden, bütün zaman ve mekanlara hitab eden, bütün mukaddes kitabları mana cihetiyle ihtiva eden, o kitabların tahrif edildiğini bildiren, bu cihette o kitapların doğrularını tasdik, yanlışlarını tashih ve şeriatlerini nesheden, kırk vecihle mu’cize olan, dinî, dünyevî ve uhrevî bütün esasları içine alan ve cin ve insin dünya ve ahiret saadetini  hedef edinen tek kitab-ı mukaddes, Kur’an’dır.

Madem Kur’an-ı Kerim ve ta’lim-i Kur’an, Rahman isminden gelmiştir. Rahman ismi ise, bin bir ismin menbaı olan yedi sıfat-ı subutiyeyi iltizam eder. Elbette O Rahman-ı Zülcemal, cin ve insin dünya ve ahiret saadetlerini te’min edecek bütün esasatı o fermanda ta’lim buyuracaktır. Madem Kur’an, ezeli ve ebedi olan bir Zat’ın kelamıdır. Öyle ise ezelden ebede kadar her şey Kur’an’da mevcuddur.

مَا فَرَّطْنَا فِى الْكِتَابِ مِنْ شَىْءٍ

“(Biz kitapta) Levh-i Mahfuz’da (hiçbir şeyi noksan bırakmadık.)”

Veya ayet-i kerimenin manası:“(Biz Kitap’ta hiçbir şeyi noksan bırakmadık.) Yani Kur'an-ı Kerim'de bilinmesi dinen lâzım olan hükümleri ya mücmelen, ya da mufassalan beyan ettik.”[2]

وَلاَ رَطْبٍ وَلاَ يَابِسٍ اِلاَّ فِى كِتَابٍ مُبِينٍ

“Yaş ve kuru ne varsa  hepsi Levh-i Mahfuz’da veya Kur’an-ı Kerim’de mevcuddur.”[3]

Bu ayet-i kerimelerin ifadeleriyle; O Rahman-ı Zülcemal, Kur’an’da hiçbir şeyi eksik bırakmamıştır. Yaş ve kuru ne varsa, hepsi Kur’an’da mevcuddur. Fakat her şey, Kur’an’da sarahatan bulunmaz. Çünkü Kur’an’ın sarihi manası olduğu gibi; işarî, remzî, imaî, telvihî, telmihî gibi manaları da vardır. Zahiri manasının yanında batınî manası da mevcuddur. Hem her şey, kıymeti  nisbetinde Kur’an’da yer alır.

İşte عَلَّمَ kelimesi, Kur’an-ı Kerim’in cin ve insin saadet-i dareyn noktasında ihtiyaç duyduğu bütün esasatı cami olduğunu ve o esasatı ta’lim buyurduğunu ifade eder. Bu asırda Kur’an’ın manevi tefsiri olan Risale-i Nur’un muhtelif eserlerinde Kur’an-ı Kerim’in bu camiiyyeti şöyle izah edilmektedir:  

“Bir kavle göre Kitab-ı Mübin, Kur'an’dan ibarettir. Yaş ve kuru, her şey içinde bulunduğunu, şu âyet-i kerime beyan ediyor. Öyle mi? Evet, her şey içinde bulunur. Fakat herkes her şeyi içinde göremez. Zira muhtelif derecelerde bulunur. Bazen çekirdekleri, bazen nüveleri, bazen icmalleri, bazen düsturları, bazen alâmetleri; ya sarahaten, ya işareten, ya remzen, ya ibhamen, ya ihtar tarzında bulunurlar. Fakat ihtiyaca göre ve maksad-ı Kur'ana münasib bir tarzda ve iktiza-yı makam münasebetinde şu tarzların birisiyle ifade ediliyor.”[4]

“Ey arkadaş! Herşeyin Kitab-ı Mübin'de mevcud olduğunu tasrih eden وَلاَ رَطْبٍ وَلاَ يَابِسٍ اِلاَّ فِى كِتَابٍ مُبِينٍ âyet-i kerimesinin hükmüne göre: Kur'an-ı Kerim, zahiren ve bâtınen, nassen ve delaleten, remzen ve işareten her zamanda vücuda gelmiş veya gelecek her şeyi ifade ediyor.”[5]

“Kur'an-ı Hakîm, hakîmdir. Her şeye, kıymeti nisbetinde bir makam verir. İşte Kur'an, bin üç yüz sene evvel, istikbalin zulümatında müstetir ve gaybî olan semerat ve terakkiyat-ı insaniyeyi görüyor ve gördüğümüzden ve göreceğimizden daha güzel bir surette gösterir. Demek Kur'an, öyle bir Zât’ın kelâmıdır ki; bütün zamanları ve içindeki bütün eşyayı bir anda görüyor.”[6]

 

(Semendel Yayınlarından Rahman Suresinin Tefsiri adlı eserden alınmıştır.)

 


[1] Rahman, 55:2

[2] En’am, 6:38.

[3] En’am, 6:59.

[4] Sözler, 20. Söz, 2. Makam, s. 252.

[5] İşaratu’l-İ’caz 206-207.

[6] Sözler, 20. Söz, 2. Makam, İki Mühim Suale Karşı İki Mühim Cevab, s. 267.

 

Bu yazi 720 defa gösterilmiştir.

Yorum yapabilirsiniz :

İsim
Eposta ( Sitede görünmeyecek )
Yorum
Doğrulama Kodu
Gönder

Yorumlar :

Henüz yorum yapılmamış.

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2021 | Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.022 sn. deSen
↑ Yukarı