7 Sevval 1441
29 Mayıs 2020
Üye Giriş / Kayıt tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
Gökleri ve yeri yaratan, bunları yaratmakla yorulmayan Ellah’ın, ölüleri diriltmeye de gücünün yeteceğini düşünmezler mi? Evet, O her şeye kádirdir.
(Ahkaf, 46/33)
Hadîs-i Şeriflerden
Sizden birinizin acele etmedikçe duası kabul edilir. İnsan acele ederek işte ben Rabbime dua ettim de duamı kabul etmedi der.
(Buhari, Deavat, 22; Müslim, Zikr, 90)
Dualardan
Cenab-ı Hak, ehl-i imanı ve Risale-i Nur şakirdlerini böylelerin şerrinden muhafaza eylesin, âmîn.
(Kastamonu Lahikası)
Vecîze
İhtiyaç, her işin üstadıdır.
Sünuhat

KADER ÜÇ NEV’DİR

06.03.2020

#HaftanınHutbesi

            وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا عِنْدَنَا خَزَٓائِنُهُۘ وَمَا نُنَزِّلُهُٓ اِلَّا بِقَدَرٍ مَعْلُومٍ

Aziz Kardeşlerim!

Kader üç nev’dir.

Birinci Nev’: Ellah’ın kendisine mahsûs ilmidir ki; -Ellah’ın dilediği kadarını, dilediği kullarına bildirmesi müstesna- hiçbir melek, hiçbir ins ve hiçbir cin, ona vâkıf olamaz.[1] Bu ilim, asıldır ve asla değişmez.

İkinci Nev’: Levh-i Mahfûz’dur ki; ezelden ebede kadar olmuş ve olacak bütün eşya, ilmî proğram ve fizîkî şekil sûretinde O’nda yazılmıştır. Bu yazıyı, peygamberler ve sırr-ı verâset-i nübüvvete mazhar bazı zevât-ı âliye, izn-i İlâhî ile bazen keşfedebilirler. Levh-i Mahfûz’daki yazılar, ekseriyetle değişmez. Ancak bazı şerâite bağlı olarak nâdiren değişebilir.

Üçüncü Nev’: Levh-i Mahv ve İsbât’tır ki; Levh-i Mahfûz’un aksi ve gölgesi hükmündedir. Zamanın hakîkati olan bu levha, Cenâb-ı Hakk’ın yazar-bozar bir defteridir. Levh-i Mahfûz’dan daha fazla tağayyürâta tâbi’dir. Şartlara bağlı olarak çok defa değişebilir. Gelecek âyet-i kerîme, bu üç nev’i kaderi ifâde etmektedir:

يَمْحُوا اللّٰهُ مَا يَشَٓاءُ وَيُثْبِتُۚ وَعِنْدَهُٓ اُمُّ الْكِتَابِ

“Ellahu Teâlâ, dilediği şeyi mahveder ve dilediğini isbât eder; indinde kitabın aslı mevcûddur ve her şey, onda mahfûzdur.”[2]

Hadîs-i Nebevî’de vardır ki: “Sadaka, belâyı def’ eder ve ömrü uzatır.”[3] İşte bu değişiklik, Levh-i Mahfûz veya Levh-i Mahv ve İsbât’ta olan değişikliktir. Yoksa ilm-i İlâhî’de olan bir değişiklik değildir. Yani sadaka, ilm-i İlâhî’de tesbît edilen ömrü uzatmaz. Çünkü ilm-i İlâhî değişmez. Cenâb-ı Hak, o kişinin sadaka vereceğini ve o sadaka sebebiyle Levh-i Mahfûz veya  Levh-i Mahv ve İsbât’ta yazılı olan ömrünün uzatılacağını bilir. Meselâ; bir adamın ömrü, Çarşamba günü saat beşte bitiyor. “O vakit ölecektir.” diye Levh-i Mahfûz’da yazılıdır. Amma ilm-i İlâhî’de o ecel, sadaka vermemek şartıyla kayıdlıdır. Fakat o şart, sâdece ilm-i İlâhî’de var olup Levh-i Mahfûz’da yazılı değildir. Ne melek, ne de insan, bu sırra vâkıf olabilir. Ölüm meleği, Levh-i Mahfûz’daki hükme göre hareket edip o adamın ruhunu kabzetmeye giderken, o adam, birkaç dakîka evvel bir sadaka veriyor. Bu sadaka, Levh-i Mahfûz’daki hükmü değiştiriyor; dolayısıyla o adamın ömrü, Levh-i Mahfûz’daki kadere göre uzatılmış oluyor. Her ne kadar Levh-i Mahfûz’da, o adamın sadaka verip ömrünün uzatılacağı yazılı değilse de Cenâb-ı Hak, onun sadaka vereceğini ve bu yüzden onun ömrünü uzatacağını bildiği için meleğe emreder; “Geri dön! O adamın canını alma! Verdiği sadaka sebebiyle onun ömrünü uzattım.” der. Böylece meleğin vazîfesi, te’hîr edilmiş olur.

Levh-i Mahfûz, Levh-i Mahv ve İsbât’a nisbeten daha sâbit ve dâimîdir. Levh-i Mahfûz’da olan bâzı kayıtlar vardır ki; Levh-i Mahv ve İsbât’ta yoktur. Meselâ: Levh-i Mahv ve İsbât’ta, “Filân adam şakîdir.” diye yazılıdır. Bir velî de Cenâb-ı Hakk’ın tevfîkiyle bu levhayı keşfedip, bu adamın şekâvet ehli olduğunu görür. Hâlbuki bu adamın şekâveti, ana-babasının hukûkuna riâyet etmemek veyahut sâlih bir zâtın duâsına mazhar olmamak şartıyla mukayyeddir. Fakat bu şart, Levh-i Mahfûz’da olduğu halde, Levh-i Mahv ve İsbât’ta yoktur. Sonra bu adam, ana-babasına itâat etti veyahut sâlih bir zâtın duasına mazhar oldu. O itâat ve duâ sebebiyle o adam, ehl-i saâdet oldu. Bu misâlde de ana-babaya itâat veya o sâlih zâtın duâsı, Levh-i Mahv ve İsbât’taki yazıyı değiştirdi. Ellah’ın Zât’ına mahsûs ilm-i İlâhî’yi ve Levh-i Mahfûz’u değiştirmedi.

İşte bunun gibi, bâzı şerâit altında bâzı sâlih amellerin, Levh-i Mahv ve İsbât’ı değiştirdiği çok defa vâki’ olur. Bâzen sâlih ameller, Levh-i Mahfûz’u da değiştirebilir. Çünkü bu iki kader levhası, şerâite bağlı olarak değişebilir. Ama ilm-i İlâhî, her şeyi ihâta ettiği için sâbittir ve değişmez.[4]

 


[1] Cin, 72:26-27.

[2]Ra’d, 13:39.

[3] Heysemî, Mecmaü’z-Zevâid, 3/63.

[4] Semendel Yayınları’ndan “Kader Risâlesi ve Şerhi” adlı eserden alınmıştır.

 

Bu yazi 2187 defa gösterilmiştir.

Yorum yapabilirsiniz :

İsim
Eposta ( Sitede görünmeyecek )
Yorum
Doğrulama Kodu
Gönder

Yorumlar :

Henüz yorum yapılmamış.

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2019 Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.021 sn.
↑ Yukarı