tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
(O kimseler ki imân etmişler,) yani Hazret-i Muhammed (asm)’a indirilen vahy-i İlahinin tümünü birden kalben tasdik edip dil ile ikrar etmişler (ve imanlarına bir zulmü) herhangi bir şirki (bulaştırmamışlardır. İşte) asıl (korkudan) ebedî azaba düşme endişesinden (emin olmak, onlara) halis imâna sahip olan zatlara (aittir.) Onların istikballeri güven içindedir. (Ve hidâyete ermiş olanlar da onlardır.)
(En’am, 6/82)
Hadîs-i Şeriflerden
Ellahu Teala şöyle buyurdu: Ey Adem oğlu, infak et (malını hayır yolunda sarfet ki) sana da infak olunsun. (Ellah sana karşılığını hem bu dünyada ve hemde ahirette versin.)
(Buhari, tevhid 35, Müslim, Zekat 36)
Dualardan
Ya İlâhî! Sûrî ve ma’nevî bütün güçlüklerimizi kolaylıklara tebdîl, memleketimizdeki maddî ve ma’nevî buhranları huzûr ve sükûna tahvîl buyur.
(Hacı Hulusi Bey)
Vecîze
İman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dareyni iktiza eder.
Sözler

MÜ’MİNLERİ BIRAKIP DA KÂFİRLERİ DOST EDİNMEYİN!

24.01.2020

#HaftanınHutbesi

 

لَا يَتَّخِذِ الْمُؤْمِنُونَ الْكَافِر۪ينَ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِن۪ينَۚ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ فَلَيْسَ مِنَ اللّٰهِ ف۪ي شَيْءٍ

 اِلَّٓا اَنْ تَتَّقُوا مِنْهُمْ تُقٰيةًۜ وَيُحَذِّرُكُمُ اللّٰهُ نَفْسَهُۜ وَاِلَى اللّٰهِ الْمَص۪يرُ

Aziz Kardeşlerim!

Cenab-ı Hak, hutbemin başında okuduğum âyet-i kerimede meâlen şöyle buyurmaktadır:

“Mü’minler, mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesinler! Kim bunu yaparsa; artık o kimse, Ellah’ın dostluğundan bir şey üzere değildir. (Tamâmen Ellah’la olan irtibâtını ve muhabbetini kesmiş, kâfirlerle berâber olmuştur.) Ancak kâfirlerden gelebilecek bir tehlikeden sakınmanız müstesnâ. Ellahu Teâlâ, kâfirlerle dost olmak husûsunda sizi kendi zâtıyla korkutur, düşmanınız olan kâfirlere dostluktan sizi men’ eder. Nihâyet hepinizin dönüşü O’nadır.”[1]

Evet, bu ayet-i kerime ifade ediyor ki; mü’minler, kardeşleri olan mü’minleri terkederek düşmanları olan kâfirleri dost ittihâz etmesinler, ehl-i îmânın esrârını onlara vermesinler. Eğer bir kimse, onlara muhabbet ve dostluğa devâm ederse, Ellah’ın dostluğunu kaybeder. Zîrâ dostluğun şe’ni; dostun dostunu dost, düşmanını düşman ittihâz etmektir. Ellah, kâfirleri dost ittihâz etmek husûsunda sizi şiddetle korkutur ki; kâfirlere dost olup da gazâb-ı İlâhîye mazhar olmayasınız. Zîrâ varacak yeriniz, huzûr-i İlâhî’dir. Binâenaleyh dostluğunuzu Ellahu Teâlâ’nın dostlarına hasretmeniz lâzımdır ki; bu vesîleyle Ellah’ın rızâsına nâil olasınız.

Kâfirlere dost olmak, fenâlığın ve şenâetin en nihâyeti olduğuna ve bunun üzerine terettüb edecek azâbın şiddetine, Ellahu Teâlâ Hazretleri bizzât kendi nefsiyle korkutmak sûretiyle işâret etmiştir.

Üstâd Bedîüzzaman Said Nursî (ra) Hazretleri bu konuda şöyle buyurmaktadır:

“Ey bu vatan gençleri! Firenkleri taklîde çalışmayınız! Âyâ, Avrupa'nın size ettikleri hadsiz zulüm ve adâvetten sonra, hangi akıl ile onların sefâhet ve bâtıl efkârlarına ittibâ edip emniyet ediyorsunuz? Yok! Yok! Sefîhâne taklîd edenler, ittibâ değil, belki şuûrsuz olarak onların safına iltihâk edip kendi kendinizi ve kardeşlerinizi i’dâm ediyorsunuz. Âgâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittibâ ettikçe, hamiyet da’vâsında yalancılık ediyorsunuz! Çünkü şu sûrette ittibâınız, milliyetinize karşı bir istihfaftır ve millete bir istihzâdır!”[2]

“İ'lem Eyyühe’l-Azîz! Kâfirlerin, Müslümanlara ve ehl-i Kur’ân’a düşman olmaları küfrün iktizâsındandır. Çünkü küfür îmâna zıddır. Maahâzâ Kur’ân, kâfirleri ve âbâ ve ecdâdlarını i’dâm-ı ebedî ile mahkûm etmiştir. Binâenaleyh Müslümanlar ile ülfet ve muhabbetleri mümkün olmayan kâfirlere muhabbet boşa gidiyor. Onların muhabbetiyle karşılaşılamaz. Onlardan meded beklenilemez. Ancak حَسْبُنَا اللّٰه ُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ diye Cenâb-ı Hakk'a ilticâ etmek lâzımdır.”[3]

Bedîüzzaman Hazretleri; bütün müfessirîn-i izâm ve ulemâ-i İslâm gibi; “Kur’an, kâfirlerin âba ve ecdadlarını i’dâm-ı ebedî ile mahkûm etmiştir.” diyerek, Yahudilerin, Hıristiyanların ve bütün müşriklerin, münkirlerin, münâfıkların ebedî Cehennemlik olduğunu beyân buyurmuştur.[4]

 


[1] Âl-i İmrân, 3:28.

[2] Lem’alar, 17. Lem’a, 5. Nota, s. 120.

[3] Mesnevi-i Nûriye, Hubab, s. 89.

[4] Semendel Yayınlarından Rumûzu’l-Kur’an 1 adlı eserden alınmıştır.

 

Bu yazi 3112 defa gösterilmiştir.

Yorum yapabilirsiniz :

İsim
Eposta ( Sitede görünmeyecek )
Yorum
Doğrulama Kodu
Gönder

Yorumlar :

Henüz yorum yapılmamış.

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2025 | Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.210 sn. deSen
↑ Yukarı