tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
(O kimseler ki imân etmişler,) yani Hazret-i Muhammed (asm)’a indirilen vahy-i İlahinin tümünü birden kalben tasdik edip dil ile ikrar etmişler (ve imanlarına bir zulmü) herhangi bir şirki (bulaştırmamışlardır. İşte) asıl (korkudan) ebedî azaba düşme endişesinden (emin olmak, onlara) halis imâna sahip olan zatlara (aittir.) Onların istikballeri güven içindedir. (Ve hidâyete ermiş olanlar da onlardır.)
(En’am, 6/82)
Hadîs-i Şeriflerden
Şaka bile olsa yalanı terkeden kimseye Cennet’in merkezi yerinde bir köşk verileceğine ben kefilim.
(Ebu Davud, Edeb 7)
Dualardan
Ya İlâhî! Zalimlerin şerlerini üzerlerimizden kaldır. Mü’minlerin dualarına ortak et ve takdîr buyurduğun musibetlerden bizleri lütfunla esirge.
(Hacı Hulusi Bey)
Vecîze
Bu zamanda hizmet-i imaniyede hazz-ı nefsini bırakıp ve mahviyet ile tesanüd ve ittihadı muhafaza eden bir hâlis kardeşimiz, bir veliden ziyade mevki alıyor.
Şuâlar
  • Önsöz
  • İçindekiler
  • Soru-Cevap
  • بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

    ÂL-İ İMRÂN SURESİ 98-112. AYET-İ KERÎMELERİNİN HER ASRA, BÂHUSUS BU ASRA BAKAN VECH-İ İ’CÂZI

    Bütün Müslümanların zilletten ve sömürge ahâlîsi olmaktan kurtulmaları için Kurân ve sünnete sarılmalarının önemi anlatılıyor. İslâm inancını bozmaya çalışan bir zındıka komitesinin oyunlarına dikkat çekiliyor.

    Cenâb-ı Hakk’ın tevfik ve inâyetiyle kaleme aldığımız bu eser, Âl-i İmran Sûresi’nin 98-112. âyet-i kerimelerinin bu asra bakan vech-i i’cazını, ulemâ, fukaha, müfessirîn, ehl-i kelâm ve akide imamlarının ilmî delil, hüccet ve itikadları muvacehesinde tefsir ve izah etmektedir.

    Kur’ân, ezelden gelip ebede giden bir Kitâb-ı Mu’ciz olduğun-dan yaş ve kuru her şey ve her hadise ya sarahaten, ya işa-reten, ya remzen, ya imaen içinde bulunmaktadır. O halde tefsir ve izahını yaptığımız bu ayet-i kerimelerin, asrımıza nazar etmemesi ve hatta bu dehşetli deccâliyet asrında, Kur’an ve Müslümanlar aleyhinde tertiblenen fitne ve entrikalara daha hususiyetle bakmaması mümkün değildir.

    Keza bu eserimiz, bu zamanda tebdil, tağyir ve tahrif edilen Şeair-i İslam’ın ihya ve ikamesi hususunda bütün Müslümanlara, hususan umera ve ulemaya vazifelerini ihtar etmektedir. Zira Kur’an’ın cihanşümul ahkâmı ve kanunları, bütün beşerin dünya ve ahiret saadetini hedef ittihaz etmiştir. Nev-i beşer, ya Kur’an-ı Mu’cizu’l-Beyan’ı ilmi, ameli ve edebi sahalarda hayata hâkim kılmakla aziz olup saadet-i dareyne nail olacak, ya da saadetbahş olan Kur’an’ın ahkâmından i’raz etmekle dünyada zillet ve meskenete, ahirette ise azab-ı elime düçar olacaktır.

    Keza bu eserimizde iki yüz elli seneden beri gizli bir zındıka komitesi tarafından Kur’an ve Müslümanlar aleyhinde tertiplenip zaman ve zemini geldikçe tatbikat sahasına konan entrika, plan ve oyunlardan bahsedilmiş, bu mes’ele tarihi vak’alarla da teyid edilmiştir. Bu eserimiz, bu noktada bütün Müslümanların o gizli zındıka komitesinin, planlarına karşı müteyakkız olup onların oyununa gelmemeleri ve onlara alet olmamaları hususunda bir ikaz ve ihtar vazifesini yapmaktadır.

    Keza bu eserimiz; Cenab-ı Hak, “Ey Müslümanlar! Hep beraber topyekün ‘Hablullahi’l-Metin’ olan Kur’an’a sarılın.” mealindeki ferman-ı kudsisi ile bütün Müslümanlar’ın yekvücud halinde, her türlü beşeri efkâr ve cereyanlardan arî ve beri olarak, doğrudan doğruya Kur’an ve Sünnet etrafında toplanmalarını onlara emretmekte, böylece her türlü ihtilaf ve tefrikadan kurtulup saadet-i dareyne nail olacaklarını dile getirmektedir.

    Bin dört yüz seneden beri an’ane-i İslamiye nasıl gelmiş ve İslam’ın desatir ve esasatı Kitap, Sünnet, İcma-ı Ümmet ve Kıyas-ı Fukaha ile bugüne kadar nasıl muhafaza edilmiş ise, yine bu inanç ve itikadı muhafaza etmek lüzumunu ve bu cadde-i kübradan ayrılmamak lazım geldiğini bütün Müslümanlara ihtar etmektir. Bu meyanda bu çalışmamız, sadece tebliğden ibarettir. Herhangi bir şahıs veya cemaat veya cemiyet muhatabımız değildir. Gayemiz, siyasi bir hava estirmek de değildir. Bütün zamanlara hitab eden bu ayet-i kerimelerin, hususan asrımıza doğrudan doğruya nasıl baktığını, manalarının mu’cize gibi nasıl çıktığını nazara vermek suretiyle i’caz-ı Kur’an’ı izhar etmekle Kur’an’ın hak kelamullah olduğunun bir delilini serdetmektir.

    Sa’y u gayret bizden, tevfîk ve hidâyet Cenâb-ı Erhamürrâhimîn’dendir.

  • - Hazırlanıyor...
    - Hazırlanıyor...
    - Hazırlanıyor...

  • Soru sorabilmek için üyelik girişi yapınız.

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2021 | Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.014 sn. deSen
↑ Yukarı