tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
Yâ Muhammed! Sana Ellâhu Teâla’dân suâl edenlere de ki: O Zât-ı Vâcibü’l-Vücûd birdir. Şerîki ve nazîri yoktur. Her şey O’na muhtâç olduğu halde, O hiçbir şeye muhtâç değildir. O doğmamış ve doğurmamıştır. Ezelî ve ebedîdir. Hiçbir şey O’na denk ve mümâsil olmadı.
(İhlas, 112/1-4)
Hadîs-i Şeriflerden
Komşusu zararından emin olmayan kimse cennete giremez.
(Müslim, İman 73)
Dualardan
Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! Bize gösterdiğin nümunelerin ve gölgelerin asıllarını, menba'larını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celbet. Bizi bu çöllerde mahvettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et. Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir. Bizi zeval ve teb'îd ile tazib etme. Sana müştak ve müteşekkir şu muti raiyetini başı boş bırakıp i'dam etme.
(Sözler)
Vecîze
Dünya süslü bir menzildir. Herbirimizin hayatı, bir endam âyinesidir. Şu dünyadan herbirimize birer dünya var, birer âlemimiz var. Fakat direği, merkezi, kapısı, hayatımızdır.
Mektûbat
  • Önsöz
  • İçindekiler
  • Soru-Cevap
  • بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

    (Risalet-i Muhammediyye (asm) ın umumiyyeti. Ehl-i felâh ve ehl-i necât olmanın dört şartı. Resul-i Ekrem (asm)ın davetini kabul etmeyenin hükmü. Müslümanların düşürüldüğü irtidad tuzağı. Maide Suresindeki 51-56. âyetlerin asrımıza bakan icaz vecihleri.)

    (Bu eser iki bölümden ibarettir birinci bölüm:Risâlet-i Muhammediyye’nin (asm) umûmiyeti hakkındadır. ikinci bölüm:Mâide Suresi’nin 51-56 âyeti Kerîmelerinin asrımıza bakan vücûh-i i’câzı hakındadır.)

    Bu eser iki bölümden meydana gelmektedir. Birinci Bölüm’de “Risâlet-i Muhammediye’nin (asm) umûmiyeti”; İkinci Bölümde ise “Mâide Sûresi’nin 5l-56. âyet-i kerîmelerinin asrımıza bakan vücûh-i i’câzı” anlatılmaktadır.

    Eser baştan sona dikkatlice tedkîk edildiğinde görüleceği üzere, bu bahisleri ele almaktaki ve bu âyât-ı Kur’âniyeyi tefsîr etmekteki maksadımız sâdece ve sâdece marziyyât-ı İlâhiyeyi ve Kur’ânî hakìkatlerin vech-i i’câzını beyân içindir. Yoksa ne dâhilde, ne hâriçte herhangi bir örgütün, hizbin, ırkın, kavmin, şahısların, devletlerin lehinde ve aleyhinde olmak için yazılmamıştır.

    Âyet-i kerimelere bakıldığında, Kur’ân-ı Azîmüşşân’ın günümüzdeki dehşetli fitnelerden haber verdiği görülecektir. Beşer târihinin hiçbir devresinde bu kadar dehşetli fitneler zuhûr etmediği gibi, hiçbir târihte de mü’minler arasında bu kadar kitleler hâlinde irtidat hâdisesi vukù bulmamıştır.

    Bu eser, işte böylesine dehşetli bir zamanda, Kur’ân’ın mü’minleri uyandıran ve bu desîselere kapılmalarına mâni’ olan ezelî âyâtını, onları nasıl teyakkuza da’vet ettiğini göstermek maksadıyla kaleme alınmıştır.

    Âyet-i kerîmelere, başta İbn-i Abbâs (ra) olmak üzere eski müfessirîn-i izâmın ve Üstâd Bedîüzzaman Said Nursî Hazretlerinin verdiği ölçüler dışında ma’nâ verilmemiş ve akìde imâmlarının görüşlerinin dışına çıkılmamıştır. Şahsî fikir yoktur. Müfessirîn-i izâmdan, akîde imâmlarından ve sâir ulemâ-i İslâm’dan alınan ders, harfi harfine aksettirilmiştir.

    Müslümanların dehşetli zulümlere ma’rûz kaldığı ve türlü desîselerle ve plânlarla îmânlarına hücûm edildiği bir zamanda, Kur’ân-ı Mübîn’in mü’minlere ümîd ve tesellî verdiği ve zaferle müjdelediği âyet-i kerîmelerini hatırlatmayı da elzem bulduk.

    Şu husûsun altını çizerek belirtmek isteriz ki, dâr-ı İslâm’da ve dâhilde kalem ve ilim ile mücâhede câiz, silâh ve kılıçla cihâd ise câiz değildir.

    Sa’y u gayret bizden tevfîk Ellahu Azîmüşşân’dandır.

  • - Hazırlanıyor...
    - Hazırlanıyor...
    - Hazırlanıyor...

  • Soru sorabilmek için üyelik girişi yapınız.

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2025 | Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.418 sn. deSen
↑ Yukarı