tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
Yâ Muhammed! Sana Ellâhu Teâla’dân suâl edenlere de ki: O Zât-ı Vâcibü’l-Vücûd birdir. Şerîki ve nazîri yoktur. Her şey O’na muhtâç olduğu halde, O hiçbir şeye muhtâç değildir. O doğmamış ve doğurmamıştır. Ezelî ve ebedîdir. Hiçbir şey O’na denk ve mümâsil olmadı.
(İhlas, 112/1-4)
Hadîs-i Şeriflerden
Komşusu zararından emin olmayan kimse cennete giremez.
(Müslim, İman 73)
Dualardan
Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! Bize gösterdiğin nümunelerin ve gölgelerin asıllarını, menba'larını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celbet. Bizi bu çöllerde mahvettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et. Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir. Bizi zeval ve teb'îd ile tazib etme. Sana müştak ve müteşekkir şu muti raiyetini başı boş bırakıp i'dam etme.
(Sözler)
Vecîze
Dünya süslü bir menzildir. Herbirimizin hayatı, bir endam âyinesidir. Şu dünyadan herbirimize birer dünya var, birer âlemimiz var. Fakat direği, merkezi, kapısı, hayatımızdır.
Mektûbat
← Diğer sorulara dön.
  • Soru sorabilmek için üyelik girişi yapınız.

    İKİNCİ MAKÁM-I ÁLÎ: Makám-ı sıfât-ı ilâhiyye (yedi sıfât-ı sübûtiyye) (Rûm Sûresi, 19. Âyet-i Kerîmesinin Tefsîri)
    02.07.2015

    Bu makám-ı álî, ya‘nî sıfât-ı sübûtiyye, husúsan “hayât” sıfatı ve “Hayy ve Muhyî” isimleri, lüzûm derecesinde âhireti iktizá ve vücûb derecesinde bâkí bir álemi istilzâm ve zarûret derecesinde mükâfât ve mücâzât için haşir ve neşri ister. Bu makámda ifâde edilen hakíkatler, haşr-i cismânî etrâfında temerküz ediyor ve onun isbâtına dâirdir. Zîrâ, bu makámın tereşşüh ettiği gelecek âyet-i kerîmenin asıl hedefi ve gáyesi, haşr-i cismânînin delîllerle isbâtıdır.

    يُْرِجُ الْحَىَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَىِّ وَيُْيِى

    الَْرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ وَكَذٰلِكَ تُْرَجُونَ۟

    ÂYET-İ KERÎMENİN MEÂLİ

    “O Zât-ı Vâcibü’l-Vücûd’un vücûb-i vücûd ve vahdeti ve bu ismin iktizá ettiği haşir hakíkati nasıl inkâr edilebilir? Hem böyle bir Zât’a karşı başta namâz olmak üzere ubûdiyyet vazífesi nasıl terk edilebilir? Zîrâ, yedi sıfât-ı sübûtiyye ile bâ-husús yedi sıfâtın memzûcu olan hayât sıfatı ile muttasıf olan bir Hayy-ı Lâ-yemût, (ölüden diriyi çıkarır.) Meselâ: Ölü ve kuru olan tohum ve çekirdeklerden, diri olan nebâtâtı; cansız olan nutfe ve yumurtalardan da diri olan

    insânları ve hayvânları vücûda getirir. (Ve diriden ölüyü çıkarır.) Meselâ: Diri

    olan nebâtâttan, câmid olan tohum ve çekirdekleri; diri olan hayvânlar ve insânlardan

    da cansız olan yumurta ve nutfeyi çıkarır. Yâhúd, ma‘nen ölü olan bir

    kâfirin sulbünden, ma‘nen diri olan bir mü’mini yaratır. Kezâ, ma‘nen diri olan

    bir mü’minin sulbünden de ma‘nen ölü sayılan bir kâfiri vücûda getirir. Bütün

    bunlar, ancak yedi sıfât-ı sübûtiyye ile muttasıf bir Zât’ın işleri olabilir. Bu sıfatları

    hâiz olmayan, bu hárika işleri vücûda getiremez. Husúsan hayât sıfatı ile

    muttasıf olmayan, bu işlere sáhib çıkamaz. (Ve) mezkûr sıfatlarla muttasıf olan

    o Zât-ı Akdes, (küre-i Arz’ı da) güz ve kış mevsimlerinde ölmüş ve kurumuş olan

    zemîn yüzünü de (ölümünden sonra diriltir.) Bahâr mevsiminde yeniden hayâta

    mazhar eder, nebâtât ve hayvânât táifeleriyle şenlendirir. (Ve işte) ey insânlar!

    (Siz de öylece) öldükten ve cesedleriniz darmadağın olduktan sonra haşir sabâhında

    tekrâr kabirlerinizden hayât sâhasına (çıkarılacaksınız.) Bahâr mevsiminde,

    yer altında bulunan câmid ve cansız olan hadsiz tohum ve çekirdeklerden

    iki yüz bin çeşit nebâtât táifelerini çıkaran bir Zât-ı Kadîr, nebâtâtın tohumları

    gibi insânların tohumları hükmünde olan acbü’z-zeneb üzerinde sizi inşâ ve ihyâ

    edip kabirlerinizden öylece çıkaracaktır. Her bahâr mevsiminde bu ihyâ fiilini

    gözüyle müşâhede eden bir insân, kendi haşrini nasıl inkâr edebilir? Zîrâ, bu,

    onun bir mislidir.”

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2025 | Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.435 sn. deSen
↑ Yukarı