tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
Yâ Muhammed! Sana Ellâhu Teâla’dân suâl edenlere de ki: O Zât-ı Vâcibü’l-Vücûd birdir. Şerîki ve nazîri yoktur. Her şey O’na muhtâç olduğu halde, O hiçbir şeye muhtâç değildir. O doğmamış ve doğurmamıştır. Ezelî ve ebedîdir. Hiçbir şey O’na denk ve mümâsil olmadı.
(İhlas, 112/1-4)
Hadîs-i Şeriflerden
Komşusu zararından emin olmayan kimse cennete giremez.
(Müslim, İman 73)
Dualardan
Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! Bize gösterdiğin nümunelerin ve gölgelerin asıllarını, menba'larını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celbet. Bizi bu çöllerde mahvettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et. Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir. Bizi zeval ve teb'îd ile tazib etme. Sana müştak ve müteşekkir şu muti raiyetini başı boş bırakıp i'dam etme.
(Sözler)
Vecîze
Dünya süslü bir menzildir. Herbirimizin hayatı, bir endam âyinesidir. Şu dünyadan herbirimize birer dünya var, birer âlemimiz var. Fakat direği, merkezi, kapısı, hayatımızdır.
Mektûbat

Aşırı yoğunluktan dolayı sorulara şu anda cevap veremiyoruz. Bu arada lütfen takipte olun.

    ← Sorulara Dön

    Kur’ân’da geçen ahkâmın icrâ ve tatbîkına tarafdâr olmamanın hükmü nedir?
    18.12.2014 10:16 Ahmet Sonmez 7557 defa gösterilmiştir.

    Âyet-i kerîmede geçen “Siz Kur’ân’ı mı inkâr ve tekzîb edersiniz?” cümlesi, sâdece Kur’ân’ın Kelâmulláh olduğunu inkâr ve tekzîb etmek ma‘nâsında değildir. Kur’ân’ın Kelâmulláh olduğunu kabûl etmemek, inkâr ve tekzîb hükmünde olduğu gibi; Kur’ân’da geçen ahkâmın icrâ ve tatbîkına tarafdâr olmamak da inkâr ve tekzîb hükmündedir. O hâlde, sâdece “Kur’ân, Elláh’ın kelâmıdır” demek îmân için kâfî değildir. Zîrâ, kâfirler de “Elláh Mûsâ’ya Tevrât’ı, Ísâ‘ya İncîl’i, Muhammed’e Kur’ân’ı vermiş” diyorlar. Peki, bunlar, bu sözleriyle îmân etmiş sayılıyorlar mı? Hayır. Zîrâ, akíde kitâblarında beyân edildiği üzere; îmânın sahîh olabilmesi için, gelecek maddelerde geçen hükümleri tasdîk etmek şarttır:

    1) Kur’ân’ın Kelâmulláh olduğunu tasdîk etmek.
    2) Ahkâm-ı Kur’âniyyenin bütününe îmân etmek ve o ahkâmın ayn-ı rahmet ve adâlet olduğuna inanmak.
    3) Ahkâm-ı Kur’âniyyenin bütününün icrâ ve tatbîkına tarafdâr olup o ahkâmın tamâmını iltizâm etmek.
    4) O ahkâmı sedd ü bend etmemek.
    5) Ahkâm-ı Kur’âniyyenin belli bir zamânla mukayyed olmadığına, o ahkâmın bütün zamânlara hükmettiğine inanmak.
    6) O ahkâmın hepsinin hak ve güzel olduğunu kabûl etmektir. Hîç bir hükm-i İlâhîyi küçümsememek ve alay konusu yapmamaktır.

    Yorum yapabilirsiniz : ↓

    İsim
    Eposta ( Sitede görünmeyecek )
    Yorum
    Doğrulama Kodu
    Gönder

    Yorumlar :

    Henüz yorum yapılmamış.
    Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2025 | Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
    0.483 sn. deSen
    ↑ Yukarı