tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
Yâ Muhammed! Sana Ellâhu Teâla’dân suâl edenlere de ki: O Zât-ı Vâcibü’l-Vücûd birdir. Şerîki ve nazîri yoktur. Her şey O’na muhtâç olduğu halde, O hiçbir şeye muhtâç değildir. O doğmamış ve doğurmamıştır. Ezelî ve ebedîdir. Hiçbir şey O’na denk ve mümâsil olmadı.
(İhlas, 112/1-4)
Hadîs-i Şeriflerden
Komşusu zararından emin olmayan kimse cennete giremez.
(Müslim, İman 73)
Dualardan
Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! Bize gösterdiğin nümunelerin ve gölgelerin asıllarını, menba'larını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celbet. Bizi bu çöllerde mahvettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et. Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir. Bizi zeval ve teb'îd ile tazib etme. Sana müştak ve müteşekkir şu muti raiyetini başı boş bırakıp i'dam etme.
(Sözler)
Vecîze
Dünya süslü bir menzildir. Herbirimizin hayatı, bir endam âyinesidir. Şu dünyadan herbirimize birer dünya var, birer âlemimiz var. Fakat direği, merkezi, kapısı, hayatımızdır.
Mektûbat

Delâlet-i mutâbıkıyye

delâlet-i mutâbıkıyye: Bir kelâmın, vaz olunduğu, ya’nî kasd edilen manânın tamânına delâletidir. Meselâ: “İnsân” lâfzı, insânın tâm mâhiyyeti olan, “hayvân-ı nâtık”, yanî  “şuûrlu konuşan canlı” ma’nâsına delâleti gibi.

Meselâ: “Zekât, Müslümanların fakírlerine verilir, hiç bir zengine verilmez” ibâresi; zekâtın, yalnız Müslüman fakírlere verileceğine “delâlet-i mutâbıkıyye” ile; zengin olan Ali, Veli gibi belli şahıslara verilemeyeceğine “delâlet-i tazammuniyye” ile; zekât husûsunda zenginler ile fakírler arasında fark bulunduğuna da “delâlet-i iltizâmiyye” ile delâlet eder.   

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2025 | Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.449 sn. deSen
↑ Yukarı