tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
Yâ Muhammed! Sana Ellâhu Teâla’dân suâl edenlere de ki: O Zât-ı Vâcibü’l-Vücûd birdir. Şerîki ve nazîri yoktur. Her şey O’na muhtâç olduğu halde, O hiçbir şeye muhtâç değildir. O doğmamış ve doğurmamıştır. Ezelî ve ebedîdir. Hiçbir şey O’na denk ve mümâsil olmadı.
(İhlas, 112/1-4)
Hadîs-i Şeriflerden
Komşusu zararından emin olmayan kimse cennete giremez.
(Müslim, İman 73)
Dualardan
Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! Bize gösterdiğin nümunelerin ve gölgelerin asıllarını, menba'larını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celbet. Bizi bu çöllerde mahvettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et. Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir. Bizi zeval ve teb'îd ile tazib etme. Sana müştak ve müteşekkir şu muti raiyetini başı boş bırakıp i'dam etme.
(Sözler)
Vecîze
Dünya süslü bir menzildir. Herbirimizin hayatı, bir endam âyinesidir. Şu dünyadan herbirimize birer dünya var, birer âlemimiz var. Fakat direği, merkezi, kapısı, hayatımızdır.
Mektûbat

ŞU ZAMÂNDA İCTİHÂD KAPISI AÇIK MIDIR?

İctihâd kapısı, Allah ve Resûlünün açtığı bir kapı olduğundan hiçbir kimsenin o kapıyı kapamaya hakkı ve kudreti yoktur. İctihâd, şerîat-ı İslâmiyyenin canlı ve hayâttar olmasının ve ebediyyetinin bir gereğidir. Fakat o kapının açık olması, oradan girmenin mümkün olması anlamına gelmez. Çünkü ictihâd yapılabilmesi için, hem ictihâd yapacak kişide, hem de ictihâdın yapılacağı zamân ve zemînde bulunması gereken şartlar vardır. Bu şartlar şu anda mevcûd olmadığından o kapıdan girmeye mâni’ler mevcûttur. Üstâd Bedîüzzamân Hazretleri bu mevzû’u Yirmi Yedinci Söz’de gàyet güzel bir şekilde îzâh etmiştir. Oraya havâle edip, burada bir hulâsâsını zikrederek deriz ki;

Bu zamânda hiçbir kimsenin bir mevhibe-i İlâhiyye olmazsa ictihâd yapabilecek derecede ilmen ve ma’nen terakkì etmesi mümkün değildir. Çünkü bulunduğumuz asır bir cehâlet asrıdır ve ictihâd derecesinde bir ilme sâhib kişiler bu asırda yoktur. Farazâ öyle bir ilim sâhibi olsa dahi, bid’atların istîlâ edip şeâir-i İslâmiyye’nin kaldırıldığı şu zamânda fikirler Kur’ân’ın rûhundan uzaklaştığı, siyâset ve dünyâ muhabbetiyle zihinler dünyâya müteveccih olduğundan, böyle bir zamânda ictihâd kapısından girilse bu, doğrudan doğruya âhirete bakan ve dünyâyı âhirete bir vesîle yapan ve dünyâya dolayısıyla ve tebeî olarak nazar eden şerîatın ahkâmını bozup, onu dünyâ hayâtının tahsîline bir vâsıta yapmaya ve şerîatın mükellefiyyetlerinden kaçmaya ve ahkâm-ı dîniyyede lâubâliyâne harekâta bir vâsıta olur. Halbuki ictihâd, zühd ve takvâ ile ve Cenâb-ı Hakk’ın bizden istediğinin ve marziyyâtının ne olduğunu anlamak niyyetiyle yapılabilecek bir şeydir. Farz-ı muhâl bu takvâ’da ve ihlâsta olan ve ictihâd derecesinde bir ilme sâhib ve şerîatın rûhuna nüfûz edebilen birisi bulunsa da bid’aların istîlâ ettiği ve zarûriyyât-ı dîniyyenin terk edildiği ve şer’ì devletin olmadığı böyle bir asırda, yeni ictihâdlarla nazariyyât-ı şer’ıyye ile meşgùl olmak, Dîn-i İslâm’ın muhâfazasına değil, tahrîbine bir kapı açmak demektir.

Elhâsıl, Üstâd Bedîüzzamân’ın Yirmi Yedinci Söz’de anlattığı mes’elenin hulâsâsı şudur ki: İctihâd şer’ì bir devlette, şeâir-i İslâmiyyenin ve zarûriyyât-ı dîniyyenin kemâliyle tatbîk edildiği bir zamânda işleyen bir müessesedir. Devlet-i şer’ıyyesi bulunmayan Müslümanların bütün himmetlerini zarûriyyât-ı dîniyyenin ve şeâir-i İslâmiyyenin ikàme ve ihyâsına sarf etmesi, nazariyyâtta ise mevcûd ehl-i sünnet mezheblerinin ictihâdlarına kanâat edip onların muhâfazasına sarf etmesi lâzımdır. İnşâallah ileride şer’ì devlet kurulduğunda ictihâd müessesesi o zamân işletilebilir. Zâten bir devletin tam ma’nâsıyla şer’ì olabilmesi için baştaki halîfenin ve her şehirdeki vâlî, kadı ve müftîlerin müctehid olması lâzımdır.

İşte bu gibi sebeblerden dolayı Üstâd Hazretleri Yirmi Yedinci Söz’de “İctihâd kapısı açıktır. Fakat şu zamânda oraya girmeye altı mâni’ vardır” demiştir. Ba’zı âlimlerin “İctihâd kapısı kapalıdır” demeleri ya o kapıdan girmeye mâni’ler vardır veyâ o kapıdan girebilecek ehliyetli kimseler yoktur ma’nâsındadır.

Kaynak:Rahle Yayınları; Reddu’l-evham-5

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2025 | Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.393 sn. deSen
↑ Yukarı