tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
(O kimseler ki imân etmişler,) yani Hazret-i Muhammed (asm)’a indirilen vahy-i İlahinin tümünü birden kalben tasdik edip dil ile ikrar etmişler (ve imanlarına bir zulmü) herhangi bir şirki (bulaştırmamışlardır. İşte) asıl (korkudan) ebedî azaba düşme endişesinden (emin olmak, onlara) halis imâna sahip olan zatlara (aittir.) Onların istikballeri güven içindedir. (Ve hidâyete ermiş olanlar da onlardır.)
(En’am, 6/82)
Hadîs-i Şeriflerden
Ben Cennet’in kapısında durdum, gördüm ki; girenlerin çoğunluğu darlıkta yaşayan muhtaç kimselerdi. Zenginler ise, hesapları görülmek üzere alıkonulmuştu. Cehennemin kapısında durdum ve baktım, oraya girenlerin çoğu da kadınlardı.
(Buhari, Rikak 51)
Dualardan
Ya İlâhî! Bizleri, bütün akrabâ, taallukàt ve bütün mü’minleri mağfiretine mazhar eyle. Tevbelerinde sâbit eyle.
(Hacı Hulusi Bey)
Vecîze
İhya-yı din, ihya-yı millettir. Hayat-ı din, nur-u hayattır.
Mektûbat

Dokuzuncu Mektub

(HAPSİN LATÎF BİR HATIRASI)

 Hapislerde, husûsan Afyon hapsinde; eski zâlim müstebidlerin aldatmak sûretinde arasıra af bahsini etmesinden bîçâre mahpuslar benden soruyordular: “Acabâ af olacak mı?” Ben de derdim: “Bu zâlimler aldatıyorlar.

Fakat, nûr şâkirdleri mâdem mahpuslara tesellî vermek ve yüzde doksanını namâz kıldırmak hikmetiyle üç def’a hapse girdiler; rahmet-i İlâhiyyeden kuvvetli ümid ederim ki, hapislerin tam bir af ile çıkmasına bir alâmet olduğuna kuvvetli ümid ve müjde ediyorum.” Çok def’a çok adamlara bu tesellîyi veriyordum.

Cenâb-ı Hakka hadsiz şükrolsun ki; kahramân Demokratlar o ümid ve ihbârlarımı tasdîk ettirip keyfî, tarafgirâne ba’zı kánûnların bahânesiyle ve garazkâr ba’zı me’mûrların tarafgirlik hesâbına bahânelerle ezilen çok ma’sûm mahpusları azâbdan kurtarmağa vesîle oldular. Ve milletin cüretkâr kısmını kendine ve âsâyişe tarafdâr ettiler.

O vesîle ile pek çok mahpuslar nûrlara ve nûrculara cidden alâkadârlık sebebiyle tamâmıyla ıslâh-ı hâl edip vatan ve millete değil muzır, belki birer hizb ve uzv-i nâfi hükmüne geçtiler. (Emirdağ Lâhikası, s. 426)

Demokratlar dîn nâmına Arapça ezânı serbest etmek ve hapisteki ba’zı insânlar için afv çıkarmaktan başka bir şey yapmadılar. Ama, solcuların serbestiyyet kánûnunu tacil ettiler; Risâle-i Nûr’u ve talebelerini resmi olarak serbest etmediler.

 

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2022 | Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.016 sn. deSen
↑ Yukarı