tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
(O kimseler ki imân etmişler,) yani Hazret-i Muhammed (asm)’a indirilen vahy-i İlahinin tümünü birden kalben tasdik edip dil ile ikrar etmişler (ve imanlarına bir zulmü) herhangi bir şirki (bulaştırmamışlardır. İşte) asıl (korkudan) ebedî azaba düşme endişesinden (emin olmak, onlara) halis imâna sahip olan zatlara (aittir.) Onların istikballeri güven içindedir. (Ve hidâyete ermiş olanlar da onlardır.)
(En’am, 6/82)
Hadîs-i Şeriflerden
Ben Cennet’in kapısında durdum, gördüm ki; girenlerin çoğunluğu darlıkta yaşayan muhtaç kimselerdi. Zenginler ise, hesapları görülmek üzere alıkonulmuştu. Cehennemin kapısında durdum ve baktım, oraya girenlerin çoğu da kadınlardı.
(Buhari, Rikak 51)
Dualardan
Ya İlâhî! Bizleri, bütün akrabâ, taallukàt ve bütün mü’minleri mağfiretine mazhar eyle. Tevbelerinde sâbit eyle.
(Hacı Hulusi Bey)
Vecîze
İhya-yı din, ihya-yı millettir. Hayat-ı din, nur-u hayattır.
Mektûbat

Sekizinci Mektub

METİN
Acîb bir hâdise, adâlet ve dînden hâric zâlimâne nümûnelerden birisi de; üç seneden beri müsâdere ettikleri Kur’ân’ımızı çok def’a istediğimiz hâlde vermedikleri ve iki bin sekiz yüz altı lâfza-i Celâl altınla yazılı, gözle görünen mucize-i Kur’âniyyeyi gösteren o mübârek Kur’ân’ımızı bize vermediler.

Şimdi avukat diyor ki: “Bir istidâ Diyânet Reisine yazınız ki, iâde edilsin.” Bunun gibi yüzler nümûneler var ki, sırf bir garazla ve ecnebî parmağıyla aleyhimize işler dönüyor. Bizi ve âlem-i İslâm’ı pek sevindiren Demokratlar dikkat etsinler; nûrları ve nûrcuları bu işkencelerden kurtarsınlar. Lâfza-i Celâl üzerinde i’câzı gözle görülen Kur’ân’ımızı almak için istidâ ile Diyânet Riyasetine mürâcaat edilmesi gibi, sırf garazla ve ecnebî parmağıyla aleyhimize dönen işkencelerden bizi ve âlem-i İslâmı pek çok sevindiren Demokratların dikkat edip nûrcuları kurtarmalarını, hürriyyetperver hükümetten ricâ ederiz. (Emirdağ Lâhikası, s. 428)

ŞERH
(Acîb bir hâdise, adâlet ve dînden hâric zâlimâne nümûnelerden birisi de; üç seneden beri müsâdere ettikleri Kur’ân’ımızı çok def’a istediğimiz hâlde vermedikleri ve iki bin sekiz yüz altı lâfza-i Celâl altınla yazılı, gözle görünen mucize-i Kur’âniyyeyi gösteren o mübârek Kur’ân’ımızı bize vermediler. Şimdi avukat diyor ki: “Bir istidâ Diyânet Reisine yazınız ki, iâde edilsin.” Bunun gibi yüzler nümûneler var ki, sırf bir garazla ve ecnebî parmağıyla aleyhimize işler dönüyor.

Bizi ve âlem-i İslâm’ı pek sevindiren Demokratlar dikkat etsinler; nûrları ve nûrcuları bu işkencelerden kurtarsınlar.) Bedîüzzamân Hazretlerinin tavsiyelerine riâyet etmediler, nûrları ve nûrcuları bu işkencelerden kurtarmadılar. Demek, Üstâd Bedîüzzamân Hazretlerinin Demokratlara bakışı sâdece Kur’ân hakíkatları olan Risâle-i Nûrların ve onun şâkirdlerinin serbestiyyetine ve hizmetlerinin devâmına vesîle olması i’tibâriyledir. Merhûm Hacı Hulûsî Bey (ra)’ın ta’bîriyle, “geçici bir cemîle”dir, onları Kur’ân hesâbına âlet etmektir.

(Lâfza-i Celâl üzerinde i’câzı gözle görülen Kur’ân’ımızı almak için istidâ ile Diyânet Riyasetine mürâcaat edilmesi gibi, sırf garazla ve ecnebî parmağıyla aleyhimize dönen işkencelerden bizi ve âlem-i İslâmı pek çok sevindiren Demokratların dikkat edip nûrcuları kurtarmalarını, hürriyyetperver hükümetten ricâ ederiz.) Çok yerlerde geçtiği gibi, Üstâd Bedîüzzamân Hazretlerinin hürriyyetten maksadı “hürriyyet-i şer’ıyye”dir ve umûm âlem-i İslâm hesâbınadır.

Fakat, maalesef böyle bir hürriyyet onlarla tahakkuk etmediği gibi, ecnebî garazkârların emellerine âlet olarak Kur’ân da’vâsını siyâset hesâbına kendilerine âlet ettiler. Âlem-i İslâm’ı sevindirmediler. Ecnebî hesâbına ve o gizli komite nâmına çalıştılar. Bu hâl hâlen devâm etmektedir.

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2022 | Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.020 sn. deSen
↑ Yukarı