26 Cemaziyelevvel 1441
22 Ocak 2020
Üye Giriş / Kayıt tel tel tel
Kur'an-ı Kerim'den
Bu dünya hayatı, aldatıcı bir hayattan ibarettir. Kendisinden geçici bir zaman istifâde edilir. Daha sonra yok olmaya yüz tutar ve sahibinin vefatıyla elinden çıkar. Ahiret ise şüphe yok ki, ebedî bir karargâhtır. Onun yokluğa mahkum olması söz konusu olamaz, oradan başka bir âleme intikâl de düşünülemez.
(Mü’min, 40/39)
Hadîs-i Şeriflerden
Bir kimse kendi babasından başkasını - babası olmadığını bildiği halde- babamdır diye iddia ederse, Cennet o kimseye haram olur.
(Buhari, Feraiz, 29; Müslim, İman, 114)
Dualardan
Cenab-ı Hak, şifa-i âcil ihsan eylesin, âmîn!
(Emirdağ Lahikası)
Vecîze
Toprak, rahmet kapısı ve Cennet salonunun bir penceresidir.
Sözler

MEVCUDÂTIN HER BİRİ, BİRER TABLACI HÜKMÜNDEDİR

06.09.2019

#HaftanınHutbesi

 

وَاٰتٰيكُمْ مِنْ كُلِّ مَا سَاَلْتُمُوهُ وَاِنْ تَعُدُّوا نِعْمَتَ اللّٰهِ لَا تُحْصُوهَا اِنَّ الْاِنْسَانَ لَظَلُومٌ كَفَّارٌ

 

Azîz Kardeşlerim!

Cenab-ı Hak, nihayetsiz cûd ve keremiyle her bir mevsimi bir sofra veya bir vagon hükmüne getirmiştir. Mesela; kışta erzakı tükenmiş üç yüz bin çeşit mahlukâta, bahar faslında adeta her bir baharı bir vagon hükmüne getirip rızıkları mükemmelen yetiştiriliyor. Her bir ağacı birer huri gibi süsleyip onların elleri hükmünde olan dalları vasıtasıyla çeşit çeşit meyveler ikram ediliyor. Her bir ağaç, muhtelif erzakı yüklenmiş bir tablacı hükmüne getirilip muhtaçların rızıkları önlerine konuluyor. Bütün hayvani ve insani yavrular, analarından doğarken hazır buldukları mugaddi bir süt ile besleniyor.

O kerem fiilini gösteren asardan biri zehirli bir sineğin eliyle şifalı bir balı yedirmektir. Bal arısı, garip bir san’at-ı İlâhiyedir. Rabb-i Kerimimiz, onun eliyle en şifalı balı bizlere ihsan ediyor. Hem âlemde kerem fiilini gösteren asardan biri de en güzel ve yumuşak bir libası elsiz bir böceğin eliyle bize giydirmektir. Dünyada müşahede ettiğimiz kerem-i İlahinin eserlerinden birisi de şudur ki; bahar ve yaz mevsiminde zihayata ikram edilen erzak, güz mevsiminde tohum ve çekirdeklerinde depo ediliyor, ikinci bir baharda o mahdud tohum ve çekirdeklerden hadsiz erzak, ikram-ı İlahi olarak zihayata gönderiliyor. Demek her bir çekirdek, her bir tohum bir anbar, bir depodur.

Hem kemik gibi sert olan bir üzüm asmasına bakıyoruz, görüyoruz ki; o asmanın başına salkımlar takılmış. O meyve, hem harikulade bir gıda maddesi, hem de fevkalade bir san’at eseridir. Bütün beşer toplansa, bir benzerini yapmaya güç yetiremezler. Gıda olması cihetiyle mu’cize olduğu gibi, san’at itibariyle de mu’cize olan bu eser, hangi fabrikada yapılıyor? Bir çarkı yer, bir çarkı gök, bir çarkı güneş, bir çarkı hava olan fabrikada imâl edilen bu mallar, zaman şimendiferinin bahar vagonuna bindiriliyor ve bizlere gönderiliyor. Bütün bu nimet ve san’at eseri olan bu harika mallar ve o malların imâl edildiği fabrikalar, bir Rabb-ı Rahim’in varlığına, birliğine ve sonsuz hazineler sâhibi bir Ganiy-yi Mutlak olduğuna kâfî bir delîl değil midir? Âmennâ.

O halde Küre-i Arz’ın neresine bakılırsa bakılsın, her tarafta bir kerem elinin işlediği bedaheten müşahede ediliyor. Bu ihatalı ve azametli olan fiil, kendi kendine olması muhal olduğuna göre, bizzarure Kerim bir Zat’ın fiili olduğu her akıl sahibine görünür.

Evet şu kainatta görünen kerem fiili, Kerim bir Zatı gösterip isbat eder. Mahlûkatına maddî ve ma’nevî hadsiz ihsan ve ikramda bulunan yalnız O’dur. Mevcudâtın her biri, birer tablacı hükmündedir.

Eskiden padişahlara gelen misafirlere, üzerinde her çeşit nimetlerin bulunduğu sofralar hazırlatılır ve bu sofra, tablacı namındaki hizmetçilerin başlarında getirilir, ikram edilirdi. Tablacı, misafire bu ikramları getirince, misafir de padişahın bu ikramına karşı o tablacıya hediye nev’inden bir miktar para verirdi.

Aynen öyle de; bu kâinattaki her bir mevcud, birer tablacı hükmündedir. Cenab-ı Hak, nimetlerini, onların başları üzerine koyup öyle ikramda bulunuyor. İnsan, hayvan, ağaç hepsi de tablacıdır. Peki, tablacılara bir teşekkür lazımsa, bütün bu nimetlerin sahib-i hakikisi olan Mün’im-i Hakikiye karşı elbette külli bir şükür ve ubudiyete girmek gerekir. Tablacılarda bir hüner yoktur. Çünkü o ikramı yapan, padişahtır.

Nasıl ki o ikram, tablacı mesabesinde olan o adamın değildir. Aynen öyle de mevcudat eliyle yapılan ikramlar, onların değildir. Padişah-ı Zülcelâl tarafından yapılan ikramlardır. Bu nimetler, tablacıların başına konulan hediyeler mesâbesindedir.[1]

 


[1] Semendel Yayınlarından “22. Söz ve Şerhi” adlı eserden alınmıştır.

 

Bu yazi 562 defa gösterilmiştir.

Yorum yapabilirsiniz :

İsim
Eposta ( Sitede görünmeyecek )
Yorum
Doğrulama Kodu
Gönder

Yorumlar :

Henüz yorum yapılmamış.

Muhammed Doğan'ın (Molla Muhammed el-Mûşî el-Kersî) beyanatları Nurmend.com sitesinden başka bir platformda yayınlanmamaktadır. © 2014-2019 Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Nurmend - Şerhmend
0.015 sn.
↑ Yukarı